Ad

Besler Şifa Atölyesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Besler Şifa Atölyesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Proje Yönlendirme Toplantısı

Yönlendirme toplantısında Profesör Doktor Musa genç ile Türkiye'de Eko Turizm/ekoköy rotaları ve uluslararası anlamda ki çalışmaları inceleyerek bundan sonra projede yapılacak faaliyetler üzerine istişare yapıldı. Amerika’da bulunan Ithaca Ekoköyü, İskoçya’daki Findhorn Ekoköyü ve Almanya’daki Oekodorf Sieben Linden Ekoköyü bulunduğu hatırlatıldı. Diğer yandan Kuyucak Lavantaköy, Birgi, Nazarköy, Cumalıkızık, Güneşköy, gibi yerlerin proje hedef kitlesi ile ziyaret edilebileceği üzerinde duruldu. OGM tarafından altyapısı desteklenmesi muhtemel Ekoköy projesi konusunda istişareler yapıldı.

Prof. Dr. Fatih Satıl ve Prof. Dr. Gülendam Tümen bir şifa yolu rotasının hangi özelliklerde olması gerektiği konusunda fikirler paylaşıldı ve proje ilk dönemi yapılan faaliyetler değerlendirildi. Şifa Yolcuları Aromaterapi girişiminin adının ekoköy ile ilişkilendirilmesini gerektiği üzerinde duruldu. Bundan sonra yapılacak girişim konusunda istişareler yapıldı. 

Dr. Öğr. Gör. Gülay Çoksarı ile Ankara'da tıbbi ve romantik bitkiler konusundaki ihtiyaç, biyoterapik ürün geliştirmek ve bundan sonra yapılacak “İleri Seviye Tıbbi ve Aromatik Bitkileri Kıymetlendirme Atölyesi” konusunda istişare yapıldı.



Kışlık ve Doğa Dostu Cildinizi Besleyen Formüller

Havalar soğuyor ve iç mekanların havası gittikçe azalıyor bu kuru hava cildinizin matlaşmasına, kurumasına ve bazen de kaşıntıya sebep olabiliyor. Bu tür etkilere karşı vücudumuzun en önemli organı olan cildinizi korumak adına özel doğa dostu formüller vereceğiz.

  1. Ölü hücrelerin yenilenmesi için bir yemek kaşığı pancar suyuna 2 damla badem yağı ve 1 tatlı kaşığı bal ekleyip karıştırın karışımı yüzümüze sürelim. 15 dakika bekledikten sonra yüzümüzü temizleyelim.
  2.  Cildi beslemek ve parlaklığını kazandık kazandırmak için yarım havucun kabuklarını suyunu püre haline getirin. Bu karışıma bir tatlı kaşığı bal ekleyin oluşturduğunuz karışımı yüzünüze sürün 15 dakika sonra yüzünüzü temizleyebilirsiniz.
  3.  Aktif kömür sabunu ile vücudunuzu meydana gelen kaşıntı ve kızarıklıklar için bir duş alabilirsiniz.
  4.  Cildinizin parlaklığı için yarım portakal kabuğunu havanda dövün 1 tatlı kaşığı Hindistan cevizi yağı ile karıştırıp yüzünüze sürdükten 15 dakika sonra temizleyelim. Hem portakal kabuklarının değerlendirilmiş ve hem de cildinizin parlaklığını arttırmış olacaksınız.
  5.  Lavanta hidrosolü ya da gül hidrosolü ile vücudunuzu destekleyici çalışmalar yapılabilirsiniz.

Unutmayın kış vakti vücutta azalan sıvı yani su sebebiyle vücudumuz oldukça nem kaybetmektedir. Tıbbi ve aromatik yağlarla besleyin. En önemlisi bol bol su içmeyi unutmayın.

Vücudunuzun ihtiyaç duyduğu tüm aromatik yağlar Besler Şifa Atölyesi'nde mevcuttur.




Beykoz Kent Tarımı Sempozyumu'ndan Kısa Kısa...

Beykoz Belediyesi tarafından organize edilen Beykoz Kent Tarımı Sempozyumuna katılım sağladık.

Sempozyumda oldukça zengin sunumlar yapıldı
"Politika önerileri hakkında ilk söylenebilecek şey: stratejik ve kapsamlı mekânsal planlama belgelerinin geliştirilmesidir."

"Gıda politikaları için dayanışma ve katılımcı organların oluşturularak, işbirliğinin sağlanması ve gıdaya bütüncül bir yaklaşımın ön plana alınması önemli bir adım olacaktır."

"Türkiye'de kentsel tarım açısından eksiklikler; mevzuatın olmaması, kentlerde yeterli alanların olmaması, yerel yönetimlerin kentsel tarıma yaklaşımı, kent çeperinde yer alan tarım arazilerinin kentleşme riskinin yüksekliği şeklinde sıralanabilir."

"Kadim tarımsal üretim faaliyetleri, endüstriyel tarım yöntemlerinin gelişmesi ile birlikte doğal sistem ve yöntemlerden uzaklaşmış, tarımsal kültür yerini tarımsal endüstriye bırakmıştır. Bu arayışlar çerçevesinde gelişen Agroekolojik Tarımsal Üretim Sistemleri ve Permakültür Felsefesi dünya çapında yoğun ilgi ve destek görmeye başlamıştır."

Permatürk Vakfının başkanı Taner Aksel sunumundan örnekler;
1- Tekirdağ Permakültür Agroekoloji Çiftliği
www.sihirlitohumlar.com,
2- Eyüpsultan Belediyesi Çiftliği
www.ekoyerleske.com,
3- Beykoz Belediyesi Ekolojik Park ve
Beykoz Permakürk Vakfı
www.permaturk.org
4- Permakamp kooperatifi
www.permakamp.com
5- İyi çiftlikler
www.yasamibesle.com
www.kokopellisehirde.com

Sunumlar youtube sayfasından izlenebilir; https://youtu.be/a6FpYjVtkrA

Makalenin tamamı için web sayfamıza davetlisiniz. www.beslersifa.com

#KentTarımı
#BeykozSempozyumu

#ŞifaYolu #Güdül #Ankara #SGPTurkiye #BeslerŞifa
#BeslerŞifaAtölyesi
#YeşilOrmanOkulu
#ŞifaYolcuları
#aromaterapi #fitoterapi
#ekoturizm



Tabii Peynir Yapımı

Doğal peynir mayası elde etme usulleri makaleyi Tarım ve Orman Bakanlığı Dijital Kütüphanesinde bulabilirsiniz. İlk kez 1929 yılı Ankara basımı Ziraat Gazetesi'nin 2. cildinde, 20. sayısında yayımlanmıştır. 
(https://kutuphane.tarimorman.gov.tr/vufind/Record/1179834)

Kadim bilgileri, tarihin sayfalarından çalışmaları, çok çeşitli deneyim ve tecrübeleri bu kütüphaneden bulabilirsiniz.

Keyifli okumalar...

https://kutuphane.tarimorman.gov.tr sayfasını ve sosyal medya kanalarını takip edebilirsiniz.

@dijitaltarimkutuphanesi 

Doğal (Tabii) Peynir Mayasının Yapılma Tarzı

Gerek yerli ve gerekse ecnebi peynirlerin kaffesi peynir mayası vasıtası ile yapılır. Her ne kadar bu mayadan gayri diğer bir takım nebatat usareleri bu işi yaparlarsa da sanayide kullanılanlar hayvanlardan istihsal edilmiş olanlardır. Nebatat meyanında bilhassa mürekkebe fasilesine ait devedikeni, enginar ile diğer fasilelere mensup olanlar vardır. Eski Romalılar taze sağılmış vücut sıcaklığında olan bir sütü, incir dalları ile kırıştırmak suretiyle pıhtılaştırırlardı. Fakat nebatattan elde edilen mayalar, lâzım gelen evsafta olmadıklarından dolayı bu gün hayvani mayalar tercih edilmektedir.

Hayvani mayalar bilhassa memeli hayvanların midelerinde bulunur. Fakat bundan mada mayaya hiç süt ile beslenmeyen kuş ve hatta balıkların bile cihazı hazmilerinde tesadüf edilir. Memeli hayvanlar arasında henüz süt emmekte olan 2-3 haftalık kuzu ve buzağılardan ziyade tercih olunur. Bunların mideleri dört parçadan müteşekkil olduğundan, ancak kitna peynir mayası istihsaline yarar Her ne kadar memleketimizin bir çok yerle- rinde kuzu ve buzağıların hatta oğlakların kitnaları bu maksat için kullanılmakta ise de, her halde bilgisizlik ve diğer amiller yüzünden elde edilen mayalar çok fena tabiattadırlar. Çünkü mayanın istihzarı oldukça güç bir iştir. Maya ile beraber süte ve dolayısı ile peynire çok muzır olan bir sürü mikropları intikal ettirmekte kabildir.

Maya hazırlanması için kaydedildiği veçhile henüz süt emmekte olan 2-3 haftalık bil- hassa hastalıksız sağlam zebhi müteakip kitnaları ayrılır. Bağırsakların nihayet bulan bir ucu bir el ile tutulur. Diğer el ile de haricen iyice sıyırmak sureti ile içindekiler dışarıya çıkartılır. Sonra kitnanın dış kısmı, soğuk su ile yıkanarak kan ve yağ habbeciklerinden temizlenir; içi ise kat'iyen su ile yıkanmaz. Zira su ile beraber bütün peynir mayası zayi edilmiş olur. Bunun gibide yine bunların temizlenmesi için bazı kimselerin yaptığı gibi uzun müddet su içerisinde bulundurulmaları caiz değildir. Bunu müteakip kalın ucu yani hafta müntehi olan kısım bir ip ile düğümlenir, diğer ucuna da bir boru geçirtilerek üflenir ve tulum gibi şişirtilerek bağlanır. Dış kısım tekrar soğuk su ile yıkanır, kendi kendine süzülüp kurumak üzere bir tarafa bırakılır:

Badehu küf ve saireden korumak için üzerlerine azıcık asit borik serpilir ve karanlık denilebilecek kadar ziyasız ve fakat havadar kuru bir yerde birbirleri üzerine istif edilmemek şartı ile asılır. Güneş peynir mayasını bozduğundan dolayı şişirilmiş olan kıtaları hiç bir zaman güneşli bir yere asmamalıdır. Havadar, temiz ve kuru olan çatı altları bunlar için en muvafık olan yerlerdir. Fakat bunlara bir sürü haşarat ile beraber sıçanlar da arız olurlar. İşte asit borik hem küflerin teşekkülüne ve hem de bunların azarına mazi olur. Bilhassa kıtanın hafta müntehi olan ucunun asit borik ile iyice sıvanmış olması lâzımdır

Bu halde saklandıktan sonra kullanılmağa başlanır. Maya istihzarında çok taze olan kıtnaların istimali doğru değildir. Çünkü bunlar çok lüzuci bir maya usaresi verirler. Eski olanlar ise kuvvetlerinden bir hayli kaybetmiş olmaları hasebi ile muvafık değildirler.

İyi bir maya istihsaline elverişli olan kıtnalar; orta büyüklükte açık sarı renkte, haricen düz, donuk parlak manzarada ve dahilen ise fazla ihtivalı, kan ve yem pisliklerinden muarra olanlardır. Küflenmiş, başka renkler peyda etmiş, kokuşmuş olanların kat'iyen kullanılmamaları lâzımdır. Bilhassa kırmızı lekeliler ishale tutulmuş hayvanlara ait bulunduklarından, istimale elverişli değildirler.

Kitnalar 2-3 ay kuruduktan sonra içlerin- den maksada muvafık olanlar seçilir, toz ve topraklarından temizlenmek üzere dış taraflar iyice yıkanır, tekrar kurumak için bir ta- rafa süzülmeğe bırakılır, badehu iki uçları kesilip atılır. Bunları atmaktan maksat süte zararlı bakterilerin mümkün mertebede az geçmesini temindir. Zira bu uçlarda bilhassa muzır olanlar fazla bulunur. Bunu müteakip birbirleri üzerine haçvari dizilir ve yumak şeklinde bükülerek bağlanır. Lüzumu oldukça bıçakla kıyılarak kullanılır. Bu usulden mada kitnalar bir de şu suretle hazırlanır:

Takriben bir düzine kadar istenilen vasıfta kitna alınıp tarif olunduğu veçhile temizlendikten sonra tütün gibi ince kıyılarak temiz bir porselen veya içi sırlı çömlek kaba konur. Üzerine 30 gram kadar tuz ile 1 gr. safran çiçeği bir az güherçile ile 100 gr. berrak ve az ekşimtırak peynir suyundan katılır. İyice karıştırılır. 100 litre süte bu suretle hazırlanmış 2-3 gr. kadar kitna kifayet ettiğinden kap muhteviyatı bir terazi vasıtası ile 20-30 gram ağırlığında parçaları ayrılır ve yuvarlak bir hale getirilerek mutedil ve fakat kuru bir sıcaklıkta kurutulur. Bazı yerlerde ise bunlar ocakların içerisine asılmış çıtaların üzerinde bulundurularak dumanla kurumağa bırakılır. Kurumuş yuvarlaklar havadar kuru bir yerde saklanır. Safranın konulması peynir kütlesine bir renk vermek içindir. Miktarı kışın bir az daha fazla olmalıdır.

Kurutulmuş olan kıtnalar doğrudan doğruya süte atılmaz, onlardan dört türlü peynir mayası yapılır:

1 Tabii maya (az dayanıklı)

2- Maya hulasası veya mayi maya (saklanması kabil, evvelkine nazaran daha dayanıklı, şişelerde satılır)

3 Toz maya (fazla dayanıklı, teneke kutularda satılır)

4- Maya tabletleri

Bu dört türlü peynir mayası arasında birincisinden gayri olanların inalleri bir fabrika işi olduğundan zikirlerinden sarfı nazar edilmiş ve ancak ehemmiyetine binaen tabii mayanın ne suretle yapılması lazım geldiğinin izahına çalışılmıştır:

Tabii maya Avrupa'da bilhassa Emental peynirleri için kullanılır. Bu tarzdaki mayanın bizim Kars ve civarında yapılmakta olan Graviyer peynirlerimiz için çok muvafık olacağı aşikar olmakla beraber kaşarlarımız içinde iyi neticeler verir ümidindeyiz. Zira tabii maya, sütü pıhtılaştıran Chymosin" enzimini ihtiva etmekle beraber, peynirlerin kemale gelmesinde büyük bir rol oynayan mühim ve faydalı bazı bakterileri de havidir. Fakat mayanın hazırlanmasında lazım gelen şartlara dikkat edilmeyecek olursa süte aynı zamanda bir sürü muzır bakteriler geçmiş bulunacağından, çok fena bir mahsul elde edilir. Bu iti- barla iyi bir surette yapılamayacaksa, bunun yerine satılmakta olan mayi veya toz mayaların kullanılması her halde daha çok muvafıktır. Tabii maya yapmak için önceden hazırlanmış yani muvafık bir surette kurutulmuş kitnalar alınır. Dış taraflarında bulunan toz gibi pisliklerinden temizlenmek üzere su ile çalkalanıp tekrar kurumağa bırakılır. Bundan sonra peynir yapılacak sütün miktarına göre 100 litre süte 20-30 gram kuru kitna kesilip, temiz, içi sırlı, porselen çömleklerin içerisine konur ve üzerine 10-20 gram kitnaya takriben 3 litre isabet edecek kadar 35 derece sıcak- likta peynir suyu katılır. Şayet peynir suyu bulunmaz veya bunda ir bozukluk olursa o zaman bunun yerine % 3 nispetinde tuzlu su konur. Fakat bu su ancak büyük bir zaruret karşısında kullanılır. Peynir suyunun taze ve bir az sirke ilavesiyle kaynatılmış süzülerek berrak bir hale ürettirilmiş olması lazımdır Zira peynir suyunda hamıziyetin bulunması iyidir. Bu sayede maya ilk önce kalevi mu- hitte yaşayanların yerine faydalı olan hamızı leben bakterileri çoğalırlar; Kalevi muhitte yaşayanlar ise ekseriyetle muzır olanlardır. Badehu porselen kap sıcaklığı değişmeyen bir yere konur ve orada vasati 30 saat kadar 28-32 derecede bırakılır. Sıcaklığın sabit olması maya istihzarı da çok büyük rol oynar. Çünkü muayyen bakteri nevileri için muayyen Sıcaklık dereceleri vardır. Mesela cihazı haz- mi bakterilerinden olup hayvan pisliği vasıtası ile süte geçen ve peynirlerin kabarıp şişmelerine, delik, deşik olmalarına sebebiyet veren Koli bakterileri 37-40 derecede, halbuki diğer bazı hamızı leben bakterileri ise 30 derecede iyi bir surette çoğalırlar. Tabii mayada bu her iki neviden pek çok vardır. Hele Koliler cihazı hazini bakterilerinden olduklarından ziyadesiyle mevcutturlar. O halde sıcaklığın 30 derecede sabit durması bunların faaliyetlerine meydan vermeyeceğinden mayada adetleri gittikçe azalır. Fakat sıcaklığın çoğalması gibi haddinden fazla azalması da doğru değildir. Çünkü müfit olan hamızı leben bakterileri ezcümle (Strektobacterium casei) lazım olduğu veçhile çoğalamazlar.

Sıcaklığı sabit tutulmak için hususi bir takım aletler icat olunmuştur. Meselâ bunlar- dan biri su suretledir;

Alet çifte cidarlı büyük tahta bir dolap- tan ibaret olup, alt tarafında kapalı büyük bir su hazinesi ve bunun üzerinde maya kaplarını koymağa mahsus bir iskara vardır. En üst kısmında müteaddit hava delikleri ile sıcaklığı gösterici bir termometre bulunur. Bununla çalışmak için su hazinesine bir huni vasıtası ile mevsime göre 50-60 derece sıcaklıkta bir su koyuvermek kâfidir. Maya kapları 2-3 saat zarfında 30-32 derecei hararette bulunur ve dolapta sıcaklık ertesi güne kadar 28 ze düşer. Ancak dolabın mümkün mertebede sıcaklığı değişmeyen bir yerde bulunması lazımdır. Soğuk veya sıcak hava cereyanları altında olan yerlerde harareti sabit tutmamın imkanı yoktur.

Maya kaplarını ilk günü 2-3 ve peynir suyu yerine tuzlu su konmuş ise 6-8 defa karıştırmalıdır. Üzerlerinde 24 saat sonra gittikçe kalınlaşan beyaz bir tabaka zar hasıl olur. Bu Mykodermalardan ibaret olup mayiin içerisine havanın girmesini men eder. Bu sayede havadar bir muhitte yaşayan muzır bakteriler ölürler. Halbuki müfit olanlar havasız yerde yaşadıklarından daha iyi faaliyette bulunurlar.

Müfit olan bakterilerden çubuk şeklindeki " hamizi leben bakterileri zamanla tevlit ettikleri hamziyetle peynirlerde şişkinlik ve kabartılar yapan bakterilerin aleyhine çalışırlar. Bu itibarla kapta hamiziyetin tahassulu istenir bir şeydir. Fakat bununda muayyen bir hududu geçmemesi icap eder. Ezcümle 30 saat nihayetinde 40-50 Soksilet Henke! hamıziyet derecesinin bulunması kâfidir.

Bu 30 saatlik müddetin hitamında bir diğer temiz kap alınır, üzerine bir süzgeç konur ve birinci kabın muhteviyatı iyice süzülerek ikinci kaba boşaltılır. Bu esnada ekşimtırak bir kokunun hissedilmesi ve akan mayiin berrak olması lazımdır. Mezkar mayi fazla ihtimara duçar olmamak için derhal soğuk bir yere götürülür ve sütler mayalanıncaya kadar orada saklanır. Bu gibi tabii mayaların umumiyetle kuvvetleri 1: 1200 dir. Yani bu tabi mayanın bir litresi 35 derece sıcaklıkta bulunan 1200 litre sütü 40 dakika zarfında pıhtılaştırır.

Tabii maya ile peynire bir hayli bakteri geçmiş olur. 1 cin 3 taze bir sütte takriben 60000 kadar bakteri varken, tabii mayanın o kadarında 150.000.000 vardır. Bu sebepten bu vasıta ile süte peynirlerin ihtimarında büyük rol oynayacak dehşetli bakteri ika edilmiş olunur. Fakat maya istihzarında lazım gelen şerait temin edilmeyecekse bu sayede süte çok muzır bakterilerde geçmiş olacağından bu gibi ahvalde hepsinden iyisi fenni mayalar kullanmalıdır. Hatalı tabii mayalar şu suretle tefrik olunurlar:

1- Fazla hamizi maya: hamıziyet derecesi umumiyetle 60 Soksilet Henke! derecesinden çok olup, mayiin sathında mykodermadan ibaret beyaz bir zar tabakası yoktur. Bu türlü maya sütü çabuk pıhtılaştırırsa da peynirin suyunu vermesine mani olur. Bu sebepten peynirler yazın çabuk kabarır, şişer ve çatlarlar.

2- Az hamizi maya: hamızı leben bakterilerinin çoğalamamalarından ileri gelir. Sıcaklık fazla olacak olursa bunların yerine Koliler tekessür eder ve ilerde peynirlerin vasıfları bozulur.

3- Kabaran maya: kitna parçalarının peynir suyunun üzerine çıkması ve aynı zamanda da gaz habbeciklerinin görünmesi ile belli olur. Bu hal Kolilerin pek fazla çoğalmasından ileri gelir. Bu türlü maya çok fena korkar, bulanık bir manzara arz eder. Bunun katiyen kullanılması lazımdır.

4- İplik gibi maya: bu da luzuciyet husule getiren bakterilerin bulunmasından veya hamızı leben bakterilerinin zamanla bu hassayı iktisap etmelerinden ileri gelir. Bu türlü maya ile yapılan peynirlerde peynir suyu kolaylıkla çıkmaz, çatlaklar peyda olur.

Kabaran ve iplik gibi maya husulünde kapların kaynar sodalı su ile iyice yıkanmış olmaları ve hatta ateş üzerinde kızgın bir ha le gelinceye kadar bulundurularak taksim edilmeleri ve yeniden taze peynir suyu kullanılması lazımdır.

Maya kaplarına katılacak peynir suyunun diğer günlere saklamak için tabii mayanın bir kısmına evvelce kayıt olunduğu veçhile berraklaştırılmış 50-55 derece sıcaklıkta 5-10 kısım peynir suyundan konur. Heyeti umumiyesi 24 saat zarfında sıcaklığı 30 dereceden aşağı düşmeyen bir yerde bulundurulur. Sonra bundan münasip miktarda alınarak kuru kitnalara katılır.







Ekşi maya ekmekler atölyesi

 “Ekmek aslanın ağzında” olsa bile var gücümüzle çabalar, “ekmeğimizi taştan çıkartırız”. Zor günlerimiz olur ise, “soğanı ekmeğimize katık edip yeriz”. Hep zor olacak değil ya, gün gelir, “ekmek elden, su gölden yaşarız”…

Anadolu, her bir köşesinde kendine has yapım ve pişirim teknikleriyle ekmek hazînesidir. Orta Asya’dan Küçük Asya’ya, Anadolu buğday bereketiyle büyüyen bir hazîne; emek, Anadolu insanının en değerlisidir. Allah’ın hikmeti, kulun nimetidir.

Bizde ekmek, yere düşünce alınır, öpülür, alına konulur. Ekmeğe hürmet edilir.

Ekşi maya yaptığımız ekmek, geleneksel birikimle probiyotik bir özellik taşır. Sağlıklıdır, doğaldır, el emeğidir.

Ekşi maya ile ekmeğin hepimizin ihtiyacı olduğunu unutmayalım.

🍞 DOĞAL YAŞAMDA EKŞİ MAYALI EKMEK ATÖLYESİ 🍞

8 Kasım 2022 Salı,

Saat: 13.30-16.00

Yer: Güdül- Tahtacıörencik Köyü.


🍞 Sıfırdan Ekşi Maya Yapımı 

🍞 Ekşi Mayanın Kullanımı 

🍞 Ekşi Mayanın Muhafazası 

🍞 Unların Genel Özellikleri 

🍞 5 Çeşit Ekmek Eğitimi


EĞİTİM İÇİN EKMEKLERİMİZ:

 - Tereyağlı Sütlü Tost Ekmeği,

 - Tam Buğday Unlu Tost Ekmeği,

 - Akdeniz Ekmeği,

 - Tohumlu Tam Buğday Ekmeği,

 - Geleneksel Köy Ekmeği.


🍀Ekmek Şefi & Eğitmeni Rabia Eda Acarca (@geleneksel_eksimaya)


Ücretsiz eğitime herkesi bekleriz. Proje @sgpturkiye

ve @undpturkiye tarafından destekleniyor ve 

tabiki @beslersifa tarafından yürütülüyor.


#ŞifaYolu #Güdül #Ankara #SGPTurkiye #BeslerŞifa

#BeslerŞifaAtölyesi

#YeşilOrmanOkulu

#ŞifaYolcuları

#aromaterapi #fitoterapi

#ekoturizm



Şirdan Mayalı Salamura Peynir Atölyesi

🧀 Geleneksel Şirdân Mayalı Salamura Peynir Atölyesi 🧀


9 Kasım 2022 Çarşamba,

Saat: 13.30-16.00

Yer: Güdül- Tahtacıörencik


🧀 Peynir Yapımında Mayalar

🧀 Şirden Mayası Nedir ve Nasıl Kullanılır?

🧀 Şirden Mayası Nasıl Hazırlanır?

🧀 Şirden Mayasının Faydaları

🧀 Şirden Mayalı Salamura Köy Peyniri Yapımı


Eğitimde şirdân mayasından şirdân mayası ile peynir yapımına ve faydalarına yönelik birçok bilgi sizlerle paylaşılacaktır.


🍀Eğitmeni Rabia Eda Acarca


@beslersifa nın yürüttüğü ve @undpturkiye ve @sgpturkiye tarafından desteklenen *Sakinşehir Güdül Şifa Yolu Projesi* kapsamında ücretsiz eğitime herkesi bekleriz.


#ŞifaYolu #Güdül #Ankara #SGPTurkiye #BeslerŞifa

#BeslerŞifaAtölyesi

#YeşilOrmanOkulu

#ŞifaYolcuları

#aromaterapi #fitoterapi

#ekoturizm



SİVİL SESLER FESTİVALİNE KATILIM SAĞLADIK

TED Üniversitesinde Sivil Sesler festivalinin festival mottosu “Mademki değişim istiyoruz o zaman güçlü olmalıyız” oldu. Festivale standımızda yer alan Doğal Yaşam etiketleriyle katıldık. 300 kişiye ulaşma ve yeni kitlelere sesimizi duyurma imkanı oluştu.

Festivale başvuran ve katılan sivil toplum örgütlerinin yüzde 70’i Sivil Sesler Festivali’ne ilk kez  katılmış. Bu rakam bizim için çok mutluluk verici… Festivali 800’ü aşkın kişi ziyaret ederken, festivalde 53 etkinlik düzenlenmiş ve 140 stantta sivil toplum örgütleri çalışmalarını anlatma imkanı bulmuş. Bu sayılar da bizce şahane… 

Peki, sayıları biraz  geride bırakırsak, biz neler hatırlıyoruz? Bize sorarsanız çok “cümbüşlü” bir hava vardı, sağ olsun Ankara şahane bir hava ile iki günümüze eşlik etti. Sonra uzun zaman ardından görüşen dostların sarılmaları, neşeyle havada asılı duran kahkahaları vardı. İlk kez tanışan kişilerin birbirlerine merakla sorduğu sorular, aynı kentten gelen ama birbirini tanımayan kişilerin yeni hayaller için kafa kafaya vermesi vardı. Ama en önemlisi yan yana olduğumuzu bilmenin, birlikte “yalnız” olmadığımızı bilmenin keyfi, neşesi, haklı gururu ve mutluluğu vardı. 

Paydaşlarımızla konuştuğumuz, çalışmalarımızı ve etkimizi nasıl daha genişletebileceğimize dair kafa yorduğumuz buluşmayı da anmadan geçmeyelim. Aldığımız katkılarla önümüzdeki süreçte daha iyiyi, daha güzeli birlikte öreceğiz, inanıyoruz. 

***

Festivalden Geride Ne Kaldı?

Gülen yüzler, iyi ki yan yana geldik diyen sesler, tanıştığımız yeni yüzler, meraklandığımız işler bu iki günden bize geriye kalan oldu. Bununla birlikte süreçte dostlarımızdan aldığımız destekle ne kadar çok yol aldığımız ve daha ne  kadar çok yol almamız gerektiği, daha farklı temaslarla daha sık bir araya gelmemiz gerektiği de geriye kalanlardan. 

Çevreyi gözeten, mümkün olduğunca atıksız bir etkinlik için hepimizin dahil olduğu bir yöntem bulmamızın gerekli olduğu, meseleleri alıştığımız araçlarla değil de daha farklı yollarla konuşmamız gerektiği de aklımıza yazdıklarımızdan. Doğal Yaşamın şifrelerini daha çok konuşmalıyız.

Bu festivalde elde olmayan sebeplerden dolayı konserleri ikinci gün planlamak durumunda kalsak da, sonraki festivallerde konserleri mutlaka ilk güne almamız gerektiği de öğrendiklerimizden. 

***

Bir sonraki festival için notlarımızı aldık, hepimiz için keyifli, hepimizin kapsandığı ve “daha iyi” bir başka festival için siz de bize yazmak isterseniz biz buradayız, seve seve sizi dinleriz. 

***

ve Elbette Teşekkürler!

Bu festivalin arkasında çok kişinin emeği, çok kişinin katkısı var. O yüzden teşekkür bölümü  olmadan bülteni bitirmeyelim. 

İlk olarak bu festivalin gerçekleşmesini sağlayan Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu’na, festival sürecinde organizasyonu birlikte yürüttüğümüz dostlarımız Bee Company ve Egem Turizm’e, mekan desteği konusunda TED Üniversitesi’ne, festival danışma kurullarımıza, gönüllülerimize ve elbette sizlere çok teşekkür ederiz. İyi ki geldiniz, iyi ki ses verdiniz! Seslerimizin birbirinde çoğalacağı başka festivallerde, etkinliklerde buluşmak üzere.



Tıbbi ve Aromatik Bitki Yetiştiriciliği Eğitimi Başladı

 Tıbbi ve aromatik bitkiler yetiştiriciliği eğitimi ilk gün tamamlandı.

Derslerin açılış konuşmasını yapan Proje Koordinatör Y. Mustafa ÇETİN; "Yaptığımız alan taramasından sonra köylerde yetiştiriciliğe yönelik güzel bir içerik oluşturduk. Hem teorik ve hem pratik bilgiler içerecek. Daha sonra uygulamalarda yapacağız." dedi. Ev sahibi köylülere teşekkür ederek proje hakkında kısa bilgi verdi.

TAB Yetiştiriciliği Eğitimleri Dr. Öğ. Üy. Gülay Çoksarı tarafından yapılmıştır.

İlk derste...

Tıbbi ve aromatik bitkilerin yetiştirmeye yönelik genel bilgiler;

- fide& tohum, 

- ekim& dikim,

- toprak& arazi, 

- sulama& gübreleme ve 

- toplama& kurutma konularını işledik.

İkinci derste...

Yetiştiricilikte dikkat edilmesi gerekenleri tecrübeler ve köyün taleplerine göre konuştuk. Köyde yetişebilecek tıbbi ve aromatik bitkiler listesi üzerine istişare ettik. Tıbbi ve aromatik bitkileri ve tohumlarını tanımaya yönelik atölye çalışması yaptık. Tohumları üzerine istişareler yaptık.

Üçüncü derste...

Nane (Mentha) ve Ekinezya (Echinecea) bitkilerini işledik. Bu bitkilerin ayrı ayrı 

- Familyası, türleri ve melezleri,

- Bitkisel özellikleri,

- Ticari olarak kullanım alanları,

- Uçucu yağ bilgileri ve bileşenleri,

- Ekolojik istekleri,

- Sulama gübreleme bakım,

- Hasat ve kurutma konularını işledik.


Derslerimizin 2. gününde görüşmek üzere...


Uyarı: Tohum ekmek veya fidan dikmek için ikinci en iyi gün bugündür.


#ŞifaYolu #Güdül #Ankara #SGPTurkiye #BeslerŞifa

#BeslerŞifaAtölyesi

#YeşilOrmanOkulu

#ŞifaYolcuları

#aromaterapi #fitoterapi

#ekoturizm











BeslerŞifa Atölyesi Yeni Logosu ve Anlamı

 #GençLokmanHekimler'in #ŞifaYolu devam ediyor.

Besler Şifa markamızın yeni logosu ve vizyonuyla karşınızdayız. Yeni logomuzdaki B harfi üstündeki birleşim yerinin tüm hizmetlerimizde üstün #kamu yararı olduğunu ve Ş harfindeki beyaz zemin şifalı bir yolda olduğumuzu ifade ediyor. Besmele ve Hazreti Allah'ın Şafi sıfatına atıf yapılıyor. Yaprak faydalanılan aromatik bitkilerin usulüne uygun olarak kıymetlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Nane yeşili ürünlerimizin tamamen doğal olduğunu ifade ediyor.

İlk açıldığımız 2018'de 3- 5 ürün ile hizmet ederken şimdi en az 40- 50 çeşit ürünümüzle atölyemizde hizmetinizdeyiz.

Tıbbi ve aromatik yağlar, merhemler, sabunlar, kremler, macunlar, güzellik& bakım ürünleri ve çeşitli uygulamalarla atölyemizde sizi de ağırlamak isteriz. Anlaşmalı kargoyla size her türlü ürünümüzü gönderiyoruz.

Besler Şifa Akademi ve Bilgi Merkezi ile aromaterapi için onlarca kitap ve bilgi materyaliyle hizmetinizdeyiz.

Bildiğiniz gibi #GençLokmanHekimler projesiyle #ücretsiz olarak 41 eğitim ve seminer yapmıştık. Yüzlerce kişiye hizmet etmiştik. Sertifikalı tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği ve kıymetlendirilmesi eğitimi yapmıştık.

 Bu yıl da Besler Şifa yeni projesiyle yüzlerce kişiye #DoğalYaşam eğitimleri ve atölyeleri düzenliyor. Eğitimlerimizin bazılarını #çevrimiçi sertifikalı ve bazılarını 15 kişilik salonumuzda sertifikalı #atölye formatında yapıyoruz.

Herkesi çevrimiçi eğitimlerimize veya
yüz yüze atölyemize bekleriz.

#ŞifaYolu #Güdül #Ankara #SGPTurkiye #BeslerŞifa

#BeslerŞifaAtölyesi

#YeşilOrmanOkulu

#ŞifaYolcuları

#aromaterapi #fitoterapi

#ekoturizm



Güdül'de Kahvaltı, Bağbozumu ve Doğa Yürüyüşü

Şifa Yolcusu olarak bugün proje alanında güzel bir yürüyüş yaptık. Programa 42 kişi katılırken yürüyüşe 25 kadar katılımcı dahil oldu. Yürüyüş anında gözlem notlarımızı buradan aktarıyoruz.

Yürüyüş yürüyüşümüze Tahtacıörencik köyünde Durmuşların çiftliğinde kahvaltı yaptıktan sonra üzüm bağında bağbozumuna katıldık. Köyün bağlarında birçok üzüm çeşidi bulunduğunu belirttiler. Bunlar; Tokat, Büzgülü, Kadın Parmağı, Gelin Üzümü (Koca Asması), Kendi Biten, Bozbağ, Festiken, Yumrukara, Kurbağa Gözü gibi...

Asıl program Süvari çayı kenarında bulunan Eko kamp alanına vasıl olmak ile başladı. Süvari çayı köprüsünde bir aile fotoğrafı çekilmek Şifa Yolu programının şiarından olduğunu söyleyebiliriz.

Yaz mevsimi bitmek üzereyken Süvari çayı hala gürül gürül akıyor. Kamp Alanı oldukça kalabalık görünüyor. Civardaki tarımsal üreticiler tarlalarını sunuyor ya da sebze meyve topluyorlar.

Şifa yolunun bu güzergahını yürümek için takım liderimiz düdüğünü çaldı ve ileri atıldı. O sırada o orada geçen Çoban Mahmut bize eşlik edebileceğini ve her gün şu kavağın altında çay içtiğini, buraları iyi bildiğini söyledi.

Takım liderimiz biraz mesafe aldıktan sonra yürüyüş kurallarını açıkladı. Grubu takip, geriye dönmek, çeşmelerin mesafesi, yürüyüş kurallarına riayet edilmesi gerekliliği gibi...

Şifa Yolunda Yürüyüş

Ekokamp alanından Süvari çayı boyunca Doğançalı köyü ve Dereli köyü arasında bulunan peri bacalarını ziyaret edeceğiz.

Dutaağacı, İncir altı, Pamukyeri mevkilerinden geçtik. Kalıntı çeltik tarlalarını gördük. Çoban Mahmut Keskin'in tarihi anılarını dinledik. Bu çay boyunca onlarca bitkiyi inceledik. Bazen bir meşe, bazen ceviz, bazen söğüt ve bazen kavaklar gölgemiz oldu.

Mentyeri (baraj yeri)'nden vadinin derin manzarasını seyrettik ve yabani incirden tatdık. Meyvenin yabanisi şifadır.

Kayalıkların dibinde istirahat ettik. Mahmut Keskin, buralarda onlarca insanın çalıştığını anlattı. Zamanında beygirlerle katır katır ayva, sepet sepet üzüm,  yük yük ceviz alındığını anlattı.

Oluklubent de karşılaştığımız  çoban kızgın köpeğini tuttu. Süvari nehri boyunca oldukça güzel bir yürüyüş yaptık. İlerde yolun altında Soğuk Pınar'a vasıl olunca çok sevindik. Gözlerimizde bir canlılık, damaklarımızda serinlik oluştu. Suyun kitabesini okuyunca "Su Şifadır" dedik.

Peri bacalarını oluşumlarını inceledik. Tepenin arkasında daha zor bir alanda böylesine ilginç oluşumların daha da arttığını iletti.

Sonuç Olarak

Şifa Yolcularına iyiki katılmışız. Tadya'nın kahvaltısı sonrasında yürüyüş çok yerinde oldu. Eko kamp alanındaki serinlik gün boyu bizimleydi. Bu bakir doğada çok güzel anılar ve hissiyat ukdemizde kaldı. Yürüyüşün reyhan şerbetiyle hitam olması oldukça yerinde oldu. Yürüyüş liderimiz Gezginler Grubundan Ali Şen'e ve koordinatörlerimizden Mustafa Çetin'e teşekkürler.

Şifa Yolcuları Başvuru Formu; Tıklayınız





















































© www.beslersifa.com | Her hakkı sağlıklıdır.
Coded by @suleymancetinx | ile yapılmıştır.