Ad

Ay takvimi ile tarım ve bahçıvanlık (Bölüm 2)

İnsanlar, yaşamlarını yüzyıllardır Ay'ın döngülerine göre düzenlemişlerdir. Bu doğal takvim bilgisine, rahmetli dedem ve anneannem gibi geçmiş nesillerimiz de aşinaydı ve günlük hayatta kullanırdı. Bu anlamda, bitkiler için kullanılan "Ay Takvimi"nden haberdar mısınız? Daha önce ay takvimini kullanan medeniyetlerden bahsetmiştik.

Günümüzde doğaya olan dönüş ve doğayla bağlantı kurma çabaları giderek artmaktadır. Kendi besinimizi üretme fikri bizi heyecanlandırırken, balkonlarımızı küçük domatesler ve kolay yetişen yenebilir otlarla süslememize olanak sağlıyor. Ancak bitkilerimizden en iyi verimi alabilmek için neler yapıyoruz?

Sulama, gübreleme ve diğer temel ihtiyaçların yanı sıra, geçmişten günümüze gelen sistemler de mevcuttur. İnsanlık, çok uzun zaman önce günlük yaşantısını doğanın işaretlerine göre ayarlayan bir toplumdu. Ancak bu gelenekler unutulmaya yüz tutmuştu. Şimdi ise, bu eski gelenekleri canlandırma çabaları artmaktadır. Ay takvimine göre bahçıvanlık da bu geleneklerden biridir.

Ay takvimine göre bahçıvanlık (Biyodinamik tarım), tarla ve bahçelerde yetiştirilen bitkilerin Ay'ın döngüsünü takip ederek gözlenmesiyle oluşturulan bir sistemdir. Bu sistem, bitkilerin en verimli gelişim için ihtiyaç duydukları işlemlerin zamanını belirlememizi sağlar. Ayın evrelerine göre bahçıvanlık yaparak, bitkilerinizi en doğru zamanda ekimden hasada kadar yönetebilirsiniz. Bu, deneyerek geliştirebileceğimiz ve uygulayabileceğimiz bir miras niteliğindedir.

Ay takvimine göre bahçıvanlık, Ay'ın dünya üzerindeki etkilerinden faydalanarak verimliliği artıran ve ekim sürecinde karşılaşılan olumsuzlukları en aza indiren bir takip ve uygulama sistemidir. Bu şekilde, zararlı böceklerden uzak, verimli bir hasat dönemi elde etmek mümkündür. Siz de bu yöntemi deneyerek kendi bahçenizde uygulayabilirsiniz. Bu sayede, bitkilerinizin sağlıklı büyümesini ve verimli bir şekilde yetişmesini sağlayabilirsiniz. 

Ay takvimi, her ayın gün gün izlenecek şekilde, hangi tip bitkilere hangi tip işlemlerin uygun olduğunu gösterir. Bu takvim, bitkilerin büyüme evrelerini ve Ay'ın çekim kuvvetinin etkilerini dikkate alarak bize yol gösterir.

Ayın çekim kuvveti, bitki özlerini etkileyerek büyümeyi teşvik eder ve yapraklanmanın hızını artırır. Bu nedenle, ağaçlar, çimler, yenebilir otlar, laleler ve iç mekan bitkileri, bu etkiden dolayı yükselen Ay evresinde daha hızlı büyürler. Yükselen Ay evresinde tohum ekmek, sulu meyve için aşılama yapmak, çiçekli ve yapraklı sebzelerin bakımı gibi işlemler uygun olacaktır.

Öte yandan, küçülen Ay evresinde bitki özleri toprağa doğru hareket eder. Bu evrede toprakla ilgili işler yapmak daha uygun hale gelir. Toprak temizliği, çapalama, ekolojik gübreleme gibi faaliyetler, bu evrede daha verimli ve kalıcı sonuçlar verir. Kök sebzelerin hasat edilmesi, yumru ve soğanların topraktan çıkarılması, fideleri şaşırtma gibi işlemler de bu evreye uygun olanlardır. Ayrıca, bitkilerin budanması ve fidanların şaşırtılması da küçülen Ay evresinde gerçekleştirilmesi gereken işlemler arasındadır.

Ay takvimi, bitkilerin doğal döngüsünü ve Ay'ın etkisini göz önünde bulundurarak, bahçe işlerinin zamanlamasında rehberlik eder. Bu şekilde, bitkilerin sağlıklı büyümesini teşvik edebilir, verimli bir şekilde yetişmelerini sağlayabiliriz. Ay takvimine uygun olarak bahçe işlerini planlamak, bitkilerimizin sağlığını ve gelişimini en üst düzeye çıkarmamıza yardımcı olur.

Ay takvimi için kadim bilgi

Anadolu'da, Ay ile ilgili bazı eski tabirler ve atasözleri bulunmaktadır. Bu tabirler, Ay'ın evrelerinin ve etkilerinin çeşitli konulara olan etkisini anlatır. Örneğin, "Ayın yenisinde yapılan işten hayır gelmez" derler. Yeni Ay döneminde yapılan işlerin bereket getirmeyeceği düşünülür. Benzer şekilde, "Dolunayı bekle, bereketini gör" sözü, dolunayın bereketli zamanlarına işaret eder. "Ayın yenisinde olur börtü böcek, eskisinde olur börek çörek" ise, yeni Ay döneminde böceklerin ve zararlıların arttığına, eski Ay döneminde ise yiyeceklerin daha iyi tutacağına inanılır. "Kesme odunu ay büyürken, kırk koyunu küçülürken" atasözü ise, odun kesmek için Ay'ın büyüdüğü zamanları tercih etmek gerektiğini ifade eder.

Ben de annemden tarhana, pekmez, salça gibi geleneksel bilgileri öğrendim. Ancak bizler, şehirde büyüyen ve eğitimli insanlar olarak, toprağın anasıyla Ay ve Güneş arasındaki dansın insanı besleme kadim bilgisini büyüklerimizden uygulamalı olarak alamadık ve unuttuk. Maalesef bu bilgiler günümüzde pek yaşatılamıyor.

Genel olarak, Ay büyürken, yeni Ay'dan dolunaya kadar olan süreçte bitkilerin büyüme ve genişleme sürecinde olduğu, suyu depoladığı düşünülür. Bu dönemler, kurutma, biçme, budama gibi işlemler için uygun zamanlardır. Ancak Ay'ın ışığının giderek azaldığı veya hiç görünmediği zamanlar, bitkileri yok etme işlemleri için daha uygundur.

Ay, 28-30 gün içinde 12 burcun tamamını dolaşırken, hangi burçlarda hangi işlemlerin daha uygun olduğu da bilinir. Bu bilgiler, Ay takviminin temelini oluşturur ve eski çağlardan bu yana çiftçilik deneyimleriyle belirlenmiştir. Ayrıca, ücretsiz olarak kullanabileceğiniz Ay takvimi uygulamaları da mevcuttur.

Ay takvimi, Ay'ın evrelerini ve burçlarını dikkate alarak bitki yetiştirme ve bahçe işlerini zamanlamada rehberlik eder. Bu takvimi kullanarak, bitkilerin büyüme süreçlerini en iyi şekilde destekleyebilir ve doğal döngüye uygun bir şekilde tarım yapabilirsiniz.




Vegan, Vejetaryen ve Bitki Bazlı Beslenme Arasındaki Farklar

Vegan, vejetaryen ve bitki bazlı beslenme kavramları, hayvansal gıdaların tüketiminin sınırlı veya tamamen dışlanmasıyla karakterize edilen beslenme şekilleridir.

Vegan beslenme, hiçbir hayvansal ürün tüketmeyi içerir. Bu, et, süt ürünleri, yumurta ve balık gibi hayvansal kaynaklı her türlü gıdayı dışlar. Veganlar, bu beslenme şeklini çevresel, sağlık veya hayvan hakları gibi farklı nedenlerle benimseyebilirler. Vegan beslenme, düşük kolesterol, tansiyon ve kalp hastalığı riski ile ilişkilendirilir. Ancak, protein, kalsiyum, demir ve B12 vitamini gibi besinlerin eksikliği oluşabilir. Veganlar bu besinleri tahıllar, baklagiller, sebzeler, meyveler ve takviyeler yoluyla almaya çalışırlar.

Vejetaryen beslenme, hayvansal ürünlerin bir kısmını veya tamamını tüketmeyi içerir. Laktovejetaryenler, süt ürünleri dışındaki tüm hayvansal gıdaları dışlarlar. Ovovejetaryenler, yumurta dışındaki tüm hayvansal gıdaları dışlarlar. Lakto-ovovejetaryenler, süt ürünleri ve yumurta dışındaki tüm hayvansal gıdaları dışlarlar. Vejetaryen beslenme, vegan beslenme kadar kısıtlayıcı değildir ve bazı besinleri içerir. Ancak, yine de besin eksiklikleri oluşabilir. Özellikle, protein, demir ve B12 vitamini eksikliği sıkça görülür.

İnsanlar birçok nedenden dolayı vejetaryen beslenmeyi seçebiliyor. Örneğin bazı insanlar için vejetaryen beslenme daha sağlıklı olmanın bir yoluyken bazı insanlar ise daha çevreci bir beslenme şekli olduğunu düşündükleri için vejetaryen beslenmeyi tercih edebiliyor.

Farklı şekilde isimlendirilen vejetaryen beslenme türlerinin özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

  • Lakto-ovo vejetaryenler: Hem yumurta hem de süt ürünlerini tüketirler.
  • Lakto vejetaryenler: Süt ürünlerini tüketir ancak yumurta yemezler.
  • Ovo vejetaryenler: Yumurta yer ancak süt ürünlerini tüketmezler.
  • Pesketaryenler: Sadece balık yer, diğer et türlerini tüketmezler.
  • Pollo-vejetaryenler: Sadece kümes hayvanlarını tüketir, kırmızı et ve balık türlerini yemezler.
  • Yarı vejetaryen veya fleksitarianlar: Çoğunlukla bitki bazlı yiyecekler tüketir ancak kırmızı et, kümes hayvanı, balık, süt ürünleri ve yumurta gibi hayvansal ürünleri ara sıra az miktarlarda tüketirler.

Vegan Beslenme

Bir vejetaryen beslenme türü olan vegan beslenme herhangi bir hayvansal ürün veya hayvansal kaynaklı bileşen içermeyen beslenme şeklidir. Veganlar et, balık, süt, yumurta, peynir, bal ve jelatin gibi hayvansal kaynaklı bileşen içeren hiçbir yiyeceği tüketmezler. Ayrıca veganlar, hayvanlar üzerinde test edilmiş veya hayvanlardan elde edilen bileşenler içeren kozmetik ve giyim gibi ürünleri de kullanmazlar. Vegan beslenen kişilerde demir, B12 ve kalsiyum gibi bazı besin ögelerinin yetersizliği söz konusu olabiliyor. Şimdi de vegan beslenen kişilerde görülebilen besin eksikliklerini ve bu eksikliklerin nasıl karşılanabileceğini inceleyelim.

Vegan Beslenenler Protein İhtiyaçlarını Nasıl Karşılayabilir?

Vegan bir beslenme şeklinde protein kaynakları doğru seçilerek ve protein kaynaklarının çeşitliliği artırılarak yeterli miktarda protein almak mümkün. İşte bazı öneriler:

Baklagiller: Nohut, mercimek, fasulye, barbunya gibi baklagiller yüksek protein içeriğine sahiptir.

Soya: Soya fasulyesi, tofu, soya sütü ve tempeh yüksek miktarda protein içerir.

Tahıllar: Bulgur, kinoa, yulaf, esmer pirinç gibi tam tahılların protein içeriği yüksektir.

Kabuklu yemişler ve yağlı tohumlar: Fındık, badem, ceviz, fıstık, chia tohumu, keten tohumu gibi kabuklu yemişler ve yağlı tohumlar da yüksek miktarda protein içerir.

Sebzeler: Ispanak, brokoli, Brüksel lahanası, kuşkonmaz, yeşil bezelye gibi sebzeler de protein içeriği yüksek olan sebzeler arasındadır.

Vegan Beslenenler Demir İhtiyaçlarını Nasıl Karşılayabilir?

Bitkisel kaynaklı demir kaynakları için bazı öneriler:

Koyu yapraklı yeşillikler: Ispanak, pazı, kara lahana, brokoli gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler demir içeriği yüksek olan sebzelerdir.

Baklagiller: Nohut, mercimek, fasulye, barbunya gibi baklagiller yüksek miktarda demir içerir.

Kuru meyveler: Kuru kayısı, kuru erik, kuru üzüm, hurma gibi kuru meyveler demir içeriği yüksek olan besinlerdir.

Tam tahıllar: Tam buğday, esmer pirinç, çavdar, yulaf gibi tam tahıllar demir içeriği yüksek besinler arasındadır.

C vitamini demirin emilimini artabilir. Bu nedenle demir içeren yiyeceklerin C vitamini açısından zengin yiyeceklerle birlikte tüketilmesi önerilir. Demir eksikliği olanlar bir hekimin önerisi ile demir takviyeleri kullanabilirler.

Vegan Beslenenler B12 İhtiyaçlarını Nasıl Karşılayabilir?

Vegan beslenenlerin B12 vitamini ihtiyaçlarını karşılamaları son derece önemlidir. Çünkü B12 vitamini sadece hayvansal kaynaklarda bulunur. Bunun yanı sıra vegan beslenenler B12 ihtiyaçlarını B12 ilave edilmiş vegan süt, tahıllar, enerji barları gibi yiyeceklerden; bazı fermente gıdalardan ve mayalardan karşılayabilirler. Ancak bu kaynakların hiçbirinin B12 ihtiyaçlarını tam olarak karşıladığı söylenemez. B12 vitamini yetersizliği sağlık sorunlarına neden olabilir. Bu nedenle veganlar düzenli olarak kan testi yaptırarak B12 düzeylerini kontrol ettirmeli, eksiklik durumunda bir hekim önerisi ile B12 vitamini takviyeleri kullanmalıdır.

Vegan beslenenler kalsiyum ihtiyaçlarını kalsiyumla zenginleştirilmiş soya veya badem sütü bitki bazlı sütler; tahıllar; şalgam ve lahana gibi bazı yeşil yapraklı sebzeler; soya fasulyesi, nohut ve siyah fasulye gibi kuru baklagiller ve badem gibi kabuklu yemişler ile karşılayabilirler.

Bitki Bazlı Beslenme

Son olarak bitki bazlı beslenmeyi yakından inceleyelim. Bitki bazlı beslenme şeklinde temel amaç sağlıklı yaşamaktır. Genellikle et, süt, yumurta, balık gibi hayvansal besinlerin tüketiminin sınırlandırıldığı veya diyetten tamamen çıkarıldığı bu beslenme şeklinde temel olarak meyve, sebze, baklagiller, tahıllar, kuru yemişler, yağlı tohumlar ve bitkisel bazlı protein kaynakları tüketilir. Hayvansal ürünler de az miktarda tüketilebilir.

Bitki bazlı beslenme, doymuş yağ alımını sınırlandırdığı; düşük yağ alımını teşvik ettiği ve aynı zamanda yüksek lif, vitamin, antioksidan ve mineral alımını desteklediği için sağlıklı bir beslenme şekli olarak kabul ediliyor. Bunun yanı sıra işlenmiş yiyecekler de sınırlandırıldığında kalp hastalığı, kanser, diyabet ve obezite gibi birçok kronik hastalığı önlemeye yardımcı olabiliyor.

Özetle veganlar sadece bitkisel gıdalar tüketirken, vejetaryenler süt ve yumurta gibi bazı hayvansal ürünleri tüketebilir. Veganlık ve vejetaryenliğin temel amacı sağlıklı beslenmeden ziyade sağlıklı bir yaşam biçimidir. Bitki bazlı beslenmede ise temel amaç hayvansal ürünlerin yerini alabilecek bitkisel kaynaklı proteinler aracılığıyla hayvansal ürün tüketiminin sınırlandırıldığı sağlıklı bir yaşamdır. Beslenme ihtiyaçlarınızı bitki bazlı gıdalardan karşılama konusunda desteğe ihtiyacınız varsa bir beslenme uzmanından destek alabilirsiniz.



Güdül'de Yapılacak 11 Şey

Ankara'nın doğal güzellikleriyle ünlü Güdül ilçesinde yapılacak 10 Şey;

  1. Gölü Tabiat Parkı’na gitmek: Sorgun Yaylası yada Sorgun Gölü Tabiat Parkı’nda yürüyüş yapabilir, kampçılık, piknik yapabilir veya su sporları yapabilirsiniz.
  2. Yeşilöz Vadisini ziyaret: Yeşilöz Vadisi, Güdül'ün doğal güzelliklerinden biridir ve doğa yürüyüşü yapılabilir.
  3. İnözü Mağaralarını ziyaret: Güdül'ün tarihöncesi döneminden kalma 3-5 katlı binlerce mağara keşfedilebilir.
  4. Kamp Kurmak ve Balık tutmaya gitmek: Güdül'de Kirmir ve İlhan çayında balık tutabilir ve Süvari çayı Ekokamp alanında keyifli vakit geçirebilirsiniz.
  5. Güdül Şehir Müzesi'ne gezi, Güdül’ün folklorik özelliklerini, Salihler yazıtlarını ve tarihi kültürel özelliklerini müze ortamında öğrenebilirsiniz.
  6. Tahtacıörencik Ekoköy’de doğal üreticilerle buluşmak; Türkiye’nin en ekolojik köyünde atalık tohumlardan, pestisit kullanmadan ve çeşitlendirerek yapılan üretime destek olabilir ve Ekoköy Evi’nde TADYA üreticileriyle buluşabilirsiniz.
  7. Güdül Simiti ile meydanda çay içmek, Başkent’in ilk ve tek sakin şehri Güdül’de meydanda dinginliğin tadını çıkarabilirsiniz. Güdül konakları için sokaklarında gezinebilirsiniz.
  8. Tarihi kişilerini ziyaret: Güdül’de Samut Bali ve Kasım Baba Türbeleri ziyaret edilebilir ve önemli kişiler hakkında bilgi edilebilirsiniz.
  9. Leblebi dükkânına uğramak, onlarca butik ve tarihi dükkân arasında leblebi dükkânını bularak leblebiciliğin yolculuğuna çıkabilirsiniz.
  10. Güdül Üzümlerinden hasat etmek, Adalıkuzu yada Karacaören köyünde 22 çeşit üzümün tadına bakabilirsiniz.
  11. Güdül Şifalı bitkiler edinmek, hünnap ve şifalı bitkiler temin edebilirsiniz.



Atalık Tohum Önemi

Tohum, bitkilerin varoluşunun devamını mümkün kılan en önemli üreme materyalidir. Geleneksel tarım sistemi içinde binlerce yıldan bu yana nesilden nesile aktarılan tohumlar çiftçi eliyle sürekli geliştirilmiş, bulunduğu yerin iklim ve arazi koşullarına en iyi uyum sağlayan “yerel çeşitler” elde edilmiştir. Yerel tohumlar binlerce yıldır toprakla buluşarak, genlerinde kuraklık, sel, don vb. pek çok doğa olayına karşı ayakta kalmayı başarabilme özelliklerini taşıyarak, “Bilge” sıfatını hak ediyorlar. Meyvesine gelen böceklerle, gölgesinde gelişen yabancı otlarla, yaprağındaki mantarlarla iyi geçinmeyi öğrenmiş bilge tohumlar hasat zamanı hayatta kalabildikleri için doğal seçimle bir sonraki nesli oluşturmaktadırlar. Bu tohumlar toprağın sınırlı bir kaynak ve mükemmel bir denge unsuru olduğunun farkındalığıyla, topraktan hangi elementi ne zaman ve ne kadar isteyeceklerin de biliyorlar. Bu yüzden yerel tohumlar kendi dengesini kendi kurar. Bu mükemmel ahenk içinde en güzel ve özel tatları sunar. Yerel tohum, bilgelik demek, paylaşım demek aynı zamanda doğa ile barışık çok çeşitlilik demektir.


Organik tarıma başlamanın ilk adımı organik tohumun toprakla buluşmasını sağlamaktır. Organik tohum, genetik olarak yapısı değiştirilmemiş, sentetik pestisitler, radyasyon veya mikrodalga ile muamele görmemiş biyolojik formunda olmalıdır. Bu tanıma en uygun tohum yerel tohumdur. Organik tarım kaynakların adil şekilde kullanımını isteyen bir sistemdir. Bu sistem içinde tohumun en kolay elde edilme yolu yerel tohumlara ulaşmaktan geçer. Yerel tohumlar, sahip oldukları özellikleri ile organik tarımın vazgeçilmez unsurudur.


Yerel ürünlerin ve tohumların korunarak gelecek nesillere aktarılması, çocuklarımızın daha iyi beslenebilmeleri ve bazı yerel geleneklerin devam ettirilmesi bakımından önemlidir. Bu şekilde kültürümüz, sağlığımız, çevremiz ve geleceğimiz de koruma altına alınmış olacaktır.


Yerel tohum geçmişimiz zenginliğimizdir. Tohumlara sadakat, geleceğe, yaradılışa verebileceğimiz en güzel karşılıktır. Tohumlarımız aynı zamanda geleceğin teminatıdır. Her dönemde altından daha değerlidir, zira kaybolan tohumlarımızın ve bunlarla birlikte yok olan lezzetlerin geri getirilmesi mümkün değildir. Bu bağlamda yerel tohumlarımıza sahip çıkalım.


Yerel tohumlarımızı yaşatalım ki bizler de daha güzel bir dünyada yaşayabilelim.


Anadolu tarihine katkıda bulunan atalık tohumlar, kültürel mirasımızı oluşturan en önemli unsurlardan biridir. Yerel veya ata tohumu olarak da bilinen atalık tohum, atalarımızın geçmişte kullandığı ve hiçbir işlem görmeden yıllar önce olduğu gibi kalan doğal tohumdur. Anadolu'da yüzyıllardır kullanılan ve genetiği değiştirilmemiş bu tohumlardan üretilen ürünlerden alınan yeni tohumlar bir sonraki yılın ekiminde kullanılır. Bu tohum-ürün-tohum döngüsü atalık tohumun varlığını sürdürmesini ve gelecek nesillere bozulmadan ulaşmasını sağlar.

Atalık Tohum Nedir, Özellikleri Nelerdir?

Atalık tohum, genetiği değiştirilmemiş bir tohum olduğundan DNA dizisi doğaldır. Nesilden nesile aktarılabilen atalık tohumlar, verimli ve sürdürülebilir özellik taşır. Her kuşakta orijinal durumunu koruyabilir. Bulunduğu ülkenin iklimi ve toprağına uygun koşullarda, yüzyıllar boyunca aynı şekilde yetiştirilen tohumlar o bölgenin yerel tohumlarını oluşturur. Atalık tohumu ekilir, büyütülür ve olgunlaşma dönemi geldiğinde bazı bitkiler, gelecek sezon kullanmak için tohumluk olarak ayrılır. Binlerce yıldır devam eden döngü endemik bitki türlerini oluşturur.
Anadolu’nun her bölgesinin kendine özgü yapısal ve iklimsel özellikleri, atalık tohumların yetiştiği alanların değişiklik göstermesi sağlar. Yaz meyveleri daha çok sıcak bölgelerde yer alan Ege ve Akdeniz bölgelerinde, yaz aylarında ve doğal koşullarda yetişirken, soğuk aylarda yetişmez. Atalık tohumla yetişen tüm meyve ve sebzelerin ortak özelliği mevsiminde yetiştirilip tüketilmesidir. Örneğin, atalık tohumlu bir domatesi kışın yemek mümkün değildir. Atalık tohumu ile üretilen sebze veya meyveler vitamin ve mineraller açısından oldukça zengin olmalarının yanı sıra, lezzetleriyle de kolayca ayırt edilebilir.

Atalık Tohumun Korunması ve Yetiştirilmesi

Ata tohumlarının yetişmesi için hava şartlarının ve iklimin bitkinin yaşamasına uygunluk göstermesi gerekir. Atalık tohumda ürünün yetiştirildiği bölge oldukça önemlidir. Çünkü ürün sadece uygun coğrafya ve toprakta gelişir ve yalnıza bu üründen verim alınır. Atalık tohum sürekli ve kalıcı bir tohum olduğu için tohum elde edilen üründen bir sonraki yılın ekimi için ayrılabilir.
Atalık tohumu modern tohumla karşılaştırmak mümkün değildir. Atalık tohumları buzdolabı gibi ortamlarda uzun süre saklamak mümkün değildir. Yapılarında hormon veya koruyucu kimyasallar bulunmadığından yerel tohumlar kısa sürede bozulabilir. Atalık tohumlar gen bankaları gibi korunmuş bir yerde muhafaza edilmediğinde ömürleri dört beş yılı geçemez. Daha yaşlı tohumlar ekin veremez. Yanmış tohumlarla da ürün yetiştirilemez. Kültürel mirasın en önemli unsuru olarak görülen sertifikalı atalık tohumların hastalıklara karşı korunması ve zorlu iklim koşullarını tolere edecek önlemlerin alınması gelecek nesillere aktarılmaları açısından önemlidir.

Atalık Tohumun Önemi ve Türkiye’den Örnekler

Temiz, lezzetli, iyi gıda, şehir hayatından doğaya dönüş, sağlıklı beslenme trendi giderek yaygınlık kazanırken mutfaklarda endemik bitkiler ve geleneksel pişirme yöntemleri yeniden popüler hale gelir. Yerel malzeme kullanımının artışına paralel olarak tarımda atalık tohumdan üretilen sebze meyveler de yaygınlık kazanmaya başlar. Mevcut atalık tohumlar, doğal ve yapay seçilime rağmen var olacak kadar şanslı olmalarının yanı sıra, yerel damak zevkine de uygundur. Ayrıca, zengin genetik çeşitliliğe sahip atalık tohumlar birçok farklı türün üretilmesini sağlar.
2017 yılında Ata Tohumu Projesi kapsamında başlayan atalık tohum çalışmaları topraklarımızda yetişen ürünleri koruma ve sonraki nesillere miras olarak aktarma amacını taşır. Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesindeki kurum ve kuruluşlarla iş birliği içinde yürütülen proje, ülkemizin her bölgesinde doğal üretimin yeniden canlandırılmasını hedefler. Kandıra biberi, Samsun köy hıyarı, Ayaş bodur domatesi gibi özel türler bu ürünler arasında yer alır. Bakla, mercimek, patates, börülce, ıspanak, pancar, soya, yulaf, mısır, arpa, çavdar, karpuz, kavun için yetiştirilme çalışmaları sürer.
Anadolu, buğday cinslerinin %75'ine ev sahipliği yapar. Çanakkale'den Karakılçık ve Sarı Özberk, Kütahya'dan Kobak ve Havran Kızılcaları, Çankırı'nın Üveyik, Kastamonu'nun siyezi bunlardan bazılarıdır. Tohum yetiştirme sayesinde yerel çeşitler farklı bölgelere aktarılabilir. İlk tarımsal faaliyetlerden uzun yıllar sonra yetiştiriciler, binlerce çeşit geliştirir. Atalık tohum, yaşadığımız topraklardaki önemli tarihi simgesidir. Topraklarımızda yetişen bitkilerin özgünlüğünü, zenginliğini ve çeşitliliğini temsil eder. Geçmişin mirasını geleceğe aktardığı için atalık tohumun korunması, tanınması ve yetiştirilmesi tarımın geleceği için oldukça önemlidir.

Bitkilerden Tohum Nasıl Alınır?

Atalık tohumları korumak sadece geleneği sürdürmeye değil, aynı zamanda yıllık bahçe bütçenizi azaltmanın ve bitkilerin genetik çeşitliliğini korumaya da yardımcı olur. Aynı zamanda, tohumdan bitki yetiştirmek daha basit ve tasarruflu bir yöntemdir. Tohum hasadından önce sağlıklı bitkiler yetiştirmeniz gerekir. Çiçeklenme ve tohum oluşum aşamalarında yeterli sulama, sağlıklı tohum büyümesi için hayati önem taşır.
Gelecek sezon için yetiştirdiğiniz bitkiler arasından tohum seçerken, sağlıklı, sağlam bitkileri tercih etmeniz uygun olur. Canlılığı ve verimi en üst düzeye çıkarmak için tohumların tamamen olgunlaşmasına izin vermeniz önemlidir. Bitki üzerinde kurumaya bırakılan tohumların tam olgunlaşması için bitkinin yaşam döngüsünün sonunda belirli bir kuruma dönemi gerekir. Tüm genetik özellikleri korumak için çok çeşitli bitkilerden tohum toplamak önemlidir. Hastalıklı veya atipik bitkiler hariç, tüm bitkilerinizi olgunluğa kadar besleyip her birinden eşit sayıda tohum alabilirsiniz. Tohum hasadı yapmanın birkaç farklı yöntemi şöyle sıralanabilir:

1.Kuru tohum hasadı

Kuru tohum hasadı için, kabuklarıyla birlikte tohumlar toplanıp kurumaya bırakılır, ancak tohumların bitki üzerinde kurumasına izin vermek genellikle daha doğru olur. Kabuklarıyla birlikte toplanan tohumlar, kabukları kolayca parçalanana kadar on veya on beş gün boyunca kuru bir yerde saklanabilir. Tohumları kabuklarından ayırırken büyük parçaları elinizle alabilir, daha küçük parçaları ise elek yardımıyla veya üfleyerek uzaklaştırabilirsiniz. Elemek için farklı boyutlardaki eleklerden yararlanılabilir. Daha büyük boydaki tohumlar için fan kullanmak oldukça yardımcı olabilir.

2.Yaş tohum toplama

Yaş tohumların toplaması için meyvelerin tamamen olgunlaşmasını beklemelisiniz. Bu, genellikle, meyvenin yenebileceği aşamayı geçmesi gerektiği anlamına gelir. Olgunlaşan meyveler toplanıp, tohumlar nazikçe meyvelerden ayrılarak bir kap su içinde temizlenebilir. Geriye kalan tortular ve ölü tohumlar suyun üzerinde yüzerek birikir. Tohumlar yıkandıktan sonra, sudan çıkarılarak yapışmayacakları bir yüzey üzerinde kurumaya bırakılır.

3.Fermantasyon yöntemi

Domates gibi bazı bitkilerin tohumları fermantasyon yöntemiyle hasat edilir. Bu tür bitkilerin tohumlarını alma işlemine tohumlar ve meyve posası sıkılarak bir kavanoza koyulur. Kavanoza içerisinde tohum ve meyve posasının yarısı kadar su eklenmelidir. Karışımı, iki ile beş gün boyunca, 24-30 ℃ kadar ılık bir yerde saklamanız gerekir. Bu süre içinde karışım kabarmaya ve üzerinde ince beyaz küf tabakası oluşmaya başlar. Küfü bir gün gözlemlendikten sonra, karışım süzülerek tohumlar ıslak tohum hasadı yöntemine göre temizlenir.
Tohumları saklamadan önce, iki hafta veya daha fazla süre iyi havalandırılan bir yerde kurutmanız gerekir. Küflenmenin önlenmesi için tohumların tamamen kuru olması, eğilip bükülme yerine, ikiye ayrılması önemlidir. Tohumları hava geçirmez bir kapta, serin ve kuru bir yerde saklayabilirsiniz. Uzun süreli depolama için, tohum kabının sıcaklık veya nem dalgalanmalarından uzak kalacağı bir yerde bulunması gerekir. Kullanılan tohumun atalık tohum olup olmadığını anlamak için tohumun üç kez ekilip her üç seferde de aynı ürün kalitesini verdiğinden emin olmalısınız.



Tıbbi ve aromatik bitkilerde tohum söyleyişi

Yerel (ata tohumu, organik tohum) tohum demek sadece sağlıklı besin demek değildir. Yerel tohum bizim geleneklerimiz ve kültürümüzdür. Yerel tohum atalarımızın bize mirasıdır ve bizden sonraki nesillere de miras kalacaktır.

Rehberimiz çıktı, üreticilerle tohumları paylaştık ve şimdi ekim zamanı... Aynısafa, ekinezya, çörek otu, karabuğday, kişniş... Tohumlarımız yeşerecek ve meyve verecekler. Bu meyve ya tohumuyla ya yaprağıyla yada çiçeği ile olacak. 

Güdül'de 30 üreticiyle buluşmamızdan sonra kalan tohumları Ankara'dan 30 üreticimizle paylaşacağız. 

Tıbbi ve aromatik bitki tohumları ve fideleri 30 üreticiyle paylaşıldı

Güdül Şifa Yolu Projesi kapsamında, köylerde tıbbi ve aromatik bitki tohumları ve fideleri dağıtıldı. Tohum ve fideler, Tahtacıörencik, Yelli, Kayı, Yeşilöz ve Karacaören köylerinden 30 üreticiye verildi.

Tohum dağıtım programında konuşan Güdül Belediye Başkanı Mustafa Çetin, "Bu tohumlardan her biriniz 60 metrekarelik bir koleksiyon bahçesi yapabilirsiniz. Bu tohumların ederi yeniden tohum üreterek seneye başka üreticilerle paylaşmaktır. Rehberimizde detaylı bilgiler mevcut. Bugün biraz ekim ve dikimden bahsedelim" dedi.

Tohum dağıtım programının ardından üreticilere tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği hakkında bilgiler verildi. Üreticiler, tohum ve fidelerin ekimi ve bakımı hakkında detaylı bilgi edindiler.

Güdül Şifa Yolu Projesi kapsamında, projenin uygulandığı 6 köyden 25 üreticiye fide temini yapıldı. Üreticilere ücretsiz verilen fidelerle koleksiyon bahçesi yada şifalı bitkiler sipirali yapılması hedefleniyor.

Temin edilen fide çeşitleri şunlardır:

  • Biberiye (Salvia rosmarinus)
  • Nane (Mentha Piperita)
  • Reyhan (Ocimum basilicum)

Güdül Şifa Yolu Projesi, köylerde tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliğini teşvik etmek ve üreticilere gelir elde etme imkanı sunmak amacıyla hayata geçirildi. Projenin, köylerin ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkı sağlaması bekleniyor.








Tahtacıörencik Doğal Yaşam Üreticileri (TADYA) üreticilerinin birbiriyle ile tohum takası ile program tamamlandı. Tohum takasında Pembe domates, Kara Nohut, Susam, Kırmızı nohut, Misk adaçayı, Meksika acı biber, Kara fasulye, Meksika mısır, Kale lahana, Kadife çiçeği, Acur, Kedi nanesi, Dereotu, Kabuksuz kabak çekirdeği gibi 20 den fazla tohum paylaşıldı.


#ŞifaYolu #Güdül #Ankara #SGPTurkiye #BeslerŞifa

#BeslerŞifaAtölyesi

#YeşilOrmanOkulu

#ŞifaYolcuları

#aromaterapi #fitoterapi

#ekoturizm


Güdül İçin Şifalı Bitkiler Rehberi

GEF SGP desteği ile Besler Şifa Atölyesi olarak Başkent ve İç Anadolu’nun ilk ve tek sakinşehri olan Güdül ilçesi’nde Sorgun Göleti Tabiat Parkı, ormanlık alanları, Kirmir Çayı, Süvari Çayı, İlhan Çayı gibi doğal güzellikleri fark ettik ve doğal yaşam üreticileri ile çalışmalar yapmayı hedefledik. 

Sakin Şehir Güdül Şifa Yolu Projesi sürecinde aromaterapi kapsamında “Şifalı Ürünler Atölyeleri” ve ekoturizm kapsamında köylerde “Doğal Yaşam Eğitimleri ve Atölyeleri” yapıldı. Şirdan peynir ve ekşi maya ekmek atölye eğitimlerine köylerden 25 kişi ve doğal yaşam çevrimiçi eğitimlere ortalama 450 kişi katıldı. Proje; Ekoturizm, Tıbbi Aromatik Bitki Yetiştiriciliği ve Doğal Yaşam Eğitimleri ile devam edecektir. Projede Dr. Öğr. Üyesi Gülay Çoksarı ile başlayan süreç boyunca Güdül ve çevresinde yetişebilecek 25 adet tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği ve kıymetlendirilmesi üzerinde duracağız.

Tavsiyelerimiz çoklu üretim olduğunu da unutmayalım. Agroekoloji ve Permakültür ile tıbbi ve aromatik bitkilerin her bahçede yetiştirilebileceğini savunuyoruz. Tabi bu türler tarla, küçük aile çiftlikleri, bahçe ve bostanlar için uygun olduğunu belirtmek isteriz. Daha çok üretici üretebilsin ve daha çok tüketici aracısız bu ürünlere ulaşabilsin diye tıbbi ve aromatik bitkilerin balkonda da üretimi savunuyoruz. 

Rehber için geniş bir literatür taraması yapılarak her bitkinin toprak ve iklim talepleri; arazi hazırlığı ve ekim- dikim; sulama, gübreleme ve bakım; kullanım alanları; hasat ve kurutma özellikleri verilmiştir. Yetiştiricilik için önemli ve kısa bilgiler yanında her bitkinin fotoğrafı verilmiştir. 

Rehberin hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ederiz. Bu rehber sayesinde, tıbbi ve aromatik bitkilerin yetiştirilmesi yöntemleri hakkında bilgi sahibi olunabilecektir ve bitkilerle yaşam için doğal çözümler sunacaktır.

Rehberi indirmek için tıklayınız


Bebek ve anne bakımında aromoterapi atölyesi yapıldı

 Bebek ve Anne Bakımında Aromaterapi...

Aroma terapi kendi işlerini görmek için bir anahtardır. Aromaterapi ile Besler Şifa Atölyesi'nde çok güzel bir toplantı yapıldı.


Aromaterapi nedir, derseniz; bitkilerin tamamen organik olan yaprağı, kökü ve çiçeğinden damıtma yani distilasyon tekniği ile çok yoğun olarak elde edilen uçuğu yağ özlerini kullanarak; hastalıkları önlemek veya oluşmuş hastalıklarda vücudun bağışıklığını güçlendirerek, kendi savunma sistemini desteklemek için kullanılan bir tekniktir.

 

Özellikle doğum sırasında aromaterapinin gücüne inanmak gerekiyor. Ve lavanta, yasemin yağlarını özellikle tavsiye ediyoruz.


Eğitimde;

🍀Konak önleyici,

☘Pişik önleyici,

🍀Burun açar,

☘Bitsavar,

🍀Anne bakımı kremleri üzerinde konuşuldu.


#ŞifaYolu #Güdül #Ankara #SGPTurkiye #BeslerŞifa

#BeslerŞifaAtölyesi

#YeşilOrmanOkulu

#ŞifaYolcuları

#aromaterapi #fitoterapi

#ekoturizm





Arazinizde Şu 15 Maddeye Çok Dikkat Edin!

İstanbul'un en şu anda değerli semtlerinin vaktiyle tarla yada bostan olduğunuzu duymuşsunuzdur. Maslak'ın bostan diyarı, Kartal'ın balıkçı köyü olduğu resimler internette dolaşıyor. Pek çok genç anasına babasına sitem ediyor “Vaktiyle Maslak tarlaymış, neden almadınız? Alsaydınız şimdi Ağaoğlu gibi olurduk” diyor. Arazi ve arsa yatırımı gerçekten karlı mı? Yüksek getiri elde etmek için nelere dikkat etmek lazım? Bu yatırımlarda riskli konular neler?

Arazi Türleri; 1- Hazineye kayıtlı araziler (Milli Emlak), 2- İmarlı arazide belediye, köy ve mücavir alanlar..vb (belediye, köy tüzel..vb), 3- Mera, 4- İmara açılmış şehir ve köylerde araziler(şahsi), 5- Ziraat (Şahsi araziler), 6- Orman (OGM).

1- Sabırlı mısınız?

Arsa ve arazi yatırımı uzun vadeli bir yatırımdır, iyi bir getiri için 10 yıldan 30 yıla kadar beklemeniz gerekebilir. Bir konut yada işyeri kira getirisi ile size düzenli kazanç sağlar ancak arsa ve arazi için uzun süre getiri görmeden her yıl emlak vergisi ödemeniz gerekecek. Arsa ve arazi yatırımında sonuç görmek için sabırlı olmanız gerekiyor. Genelde arazilerin evladiyelik olduğunu unutmamak gerekir.

Arsa ve arazi yatırımı uzun vadede getiri sağlar. Eğer hedefiniz 5-10 yıl ise arsa, 10 yıl üstünde bekleme imkânınız var ise tarla arazi yatırımı önerilir. Piyasaların yavaşladığı dönemlerde değerinden satış yapmanız zorlaşır ve piyasanın düzelmesini beklemek zorunda kalabilirsiniz. Metrekare fiyatlarına bakın ama aldanmayın.


2- Mıntıka analizi yapın.

Permakültür mıntıkası kavramı, sisteminizdeki tüm öğeler için akılcı bir yer seçilmesini ifade eder. Her ne kadar mevcut arazinizde uygulamaları hiçbir zaman tam planladığınız gibi yapmak mümkün olmasa da; permakültür mıntıkaları arazinin faaliyet merkezinden dışarı doğru yayılan eş merkezli bir dizi daire şeklinde düşünülebilir.

0. Mıntıka: Ev; Her gün sık aralıklarla uğranır – En içteki daire ya da 0. Mıntıka, sistemdeki faaliyetin merkez noktasıdır. Küçük bir çiftlikte burası genellikle evdir. İnsan faaliyetinin “en yoğun” olduğu bu bölge, şemamızda kırmızı renkle gösterilen yerdir. Eğer enerji verimliliği sağlamak istiyorsak, sistemimizdeki sıklıkla ziyaret edilmesi gereken öğeleri 0. Mıntıka dahiline yerleştirmemiz mantıklı olur. Burada, ev ve bitişiğindeki sera ya da gölgelik, ayrıca asma çardağı, saksı bitkileri ve yoldaş belleyip beslediğimiz hayvanlar gibi ev yaşamının bir parçası olan canlı bileşenler bulunur.

1. Mıntıka: Bahçe; Her gün düzenli olarak uğranır – Evin yaklaşık 6 metre civarına, yakından izlenmesi, sıklıkla ziyaret edilmesi ve yoğun mesai harcanması ya da devamlı olarak karmaşık teknikler uygulanması gereken öğeler yerleştirilmelidir. Yağmur suyu depoları; limon ağacı; diğer bodur veya ağaç kafesinde [espalier] yetiştirilen aşılı meyve ağaçları; tavuk kümesleri; küçük havuzlar; baharatlık yeşillikler; ev atıklarının geri dönüşümünü sağlamak için solucan çiftliği; hızlı büyüyen tek yıllık bitkilerden oluşan yoğun, tamamen malçlanmış sebze yatakları; fide yetiştirme alanları; ve balık, tavşan, güvercin gibi küçük ve sessiz evcil hayvanlar, evin bahçesinde hemen el altında olacaktır.

2. Mıntıka: Meyvelik; Birkaç günde bir uğranır – 2. Mıntıka’nın idaresi bir nebze daha az yoğundur. Buraya yerleştirilmesi uygun olan öğeler, yer yer malçlanmış meyvelikler, çok yıllık sebzeler, (ticari amaçlı) ana ekin yatakları ve bakılmak için yanlarına gidilen kümes hayvanları ile keçi ya da inek gibi süt veren çiftlik hayvanları için otlaklar ve meralardır. Bu hayvanlar, sağım, besleme ve gözetim amaçlı olarak her gün ziyaret edildiklerinden, 2. Mıntıka’daki çiftlik ve kümes hayvanlarına ait barınaklar çoğunlukla 1. Mıntıka’ya bitişiktir. Bu mıntıka sık kullanılan patikalar aracılığıyla merkezden daha uzak olan mıntıkalara doğru genişletilebilir.

3. Mıntıka: Çiftlik; Haftalık ilâ aylık olarak uğranır – Daha geniş ölçekli ticari ekinler ile ticari amaçlı yetiştirilen hayvanların yanı sıra, doğal ağaçlar, toplama havuzları, rüzgârkıranlar ve ahırlar burada bulunur. Bu bölgeyi çekip çevirmek için, toprağın bakımı yapılır, yeşil gübre bitkileri ve 2. Mıntıka?dan elde edilen gübreden faydalanılır.

Dördüncü Mıntıka: Gözetimli Orman; Seyrek olarak uğranır – Odun toplama, ağaç budama ve”yaban hasadı” için seyrek olarak yanlarına gidilen dayanıklı, kendi kendine bakabilen ormanlar ve koruluklar, arazinin en uzak köşelerinde bulunur. Bu bölge, 5. Mıntıka’daki yaban hayat alanlarının korunması için tampon görevi görebilir ve arada bir hayvanları otlatmak için de kullanılabilir.

Beşinci Mıntıka: Yaban; Hoş vakit geçirmek, izlemek ve öğrenmek için arada sırada uğranır – Burası, arazinin doğaya teslim edilmiş olan bileşenidir. Doğal orman, doğal kalıntılar, eski doğal haline kavuşturulmuş bitki örtüsü ve bölge hayvanlarından oluşur ve bir yaban yaşam koridoru ile bahçeyle bağlantısı sağlanabilir.

3- İmar durumu ve imar planı nasıl?

Arazi imarsız toprak parçasıdır, satın aldığınız araziye imar geldiğinde çok yüksek kazanç sağlayabilirsiniz ama imar gelmez ise değer artışı sınırlı kalır. Arsa imarlı toprak parçasıdır, bulunduğu bölgede nüfus ve ticaret arttıkça değerlenir, ayrıca imar değişikliği ile daha fazla inşaat yapılır hale gelir ise değeri aynı oranda artar. Bölge Gelişim Planlarını takip edin, bu planlar arsa ya da araziye ileride değer katacak yatırımları içerir. Genelde şehirler batıya doğru ilerlediği varsayılır.

İmar potansiyeli hakkında Çevre Düzeni Planlarını inceleyin. İnşaat ve su haklarını araştırın.

4- Konumu nasıl?

Arazinizin eğim, manzara, bakı (güneşe göre konum), hakim rüzgar yönü, sel çığ heyelan riski, su bulunma durumu gibi özelliklerini günlerce gözlemlemek gerekiyor.

Arazinizin geçmişi, komşuluk bilgileri, en yakın sürü hayvancılığı, yakındaki pazar ve market gibi önemli sosyokültürel bilgileri de bilmek gerekir.

Arazinizin yakınındaki nüfusun, ticaretin ve üretimin artışı yatırımınızın değer artışını belirler. Arazinin değer artışını yakınındaki nüfus, ticaret ve sanayi artışı, yakınına gelen yatırımlar ve altyapı projeleri belirler. Küçük şehirler genelde büyük şehire giden yol boyunca genişlerler, bu yöndeki yatırımlar daha karlı olabilir. 


5- Alt yapı ve Tasarruf yöntemlerini

Arazinizde su, elektrik, kanalizasyon, telefon, internet, doğalgaz gibi kamusal altyapı hizmetlerine yakınlığı tespit edin.

Güneş, su ve rüzgar tasarrufunu sağlayıcı konumlandırma ve planlama yapılmalıdır. Su tasarrufu için gölet, su havuzu, su toplama sistemleri geliştirilmelidir. Rüzgarı kullanmak ve rüzgarı önleyici tasarımlar planlanmalıdır; rüzgar perdesi, rüzgar gülü, rüzgârı takip etmek önemlidir. Güneşden faydalanmak için çiftliği konumlandırmak, güneş panelleri, kenar etkisi, geniş yapraklı ağaçların konumlandırılması gibi çalışmalara dikkat etmelidir.

6- Yola cephesi ve hangi arazilerden kaçınmalı?

Hisseli tapulardan, sit alanlarından, su havzasından kaçınmak gerekir. Hisseli tapuda diğer ortaklar şufa haklarını kullanarak tapuyu sizden ödediğiniz bedel ile alabilirler. Kare şeklindeki arsalar idealdir, diktörtgen arsalar da cazip olabilir. Yamuk ve yuvarlak şekildeki arsalar inşaatı ve kullanımı zorlaştırdığı için risklidir. Arsanın yola cephesi ve cephe genişliği değerini arttırır. 

7- Arazi çiftlik evine uygun mu?

Bir tarlaya çiftlik evi yapılabilir olması için ise en az 5.250 m2'ye ihtiyaç var çünkü tarla vasıflı araziyi 5000 m2 altına düşüremezsiniz ve maksimum yapı alanı 250 m2 olduğu için 5.250 m2 minimum ihtiyaç. Ayrıca çiftlik evi yapabilmek için parselin kadastro yola cephesi olması gerekiyor.

8- Arazinizin toprak yapısı nasıl?

Arazinizin bitki besin elementleri yetersizse gübre ve takviye besin elementlerle beslemeniz gerekebilir. Arazinizden Ziraat Mühendisi marifetiyle toprak numunesi alarak laboratuvarlar da analiz ettirebilirsiniz. Böylece toprağın tekstürü ve strüktürünü görme şansınız olur.

9- Arazinizi korumak ve potansiyeli gözlemlemek

Arazinizi tel çit, ağaç çit, taş beton duvarlarla korumaya almak gerekebilir. Toprak göçükleri (heyelan), sel çığ taşkın gibi afetlerden yada yaban hayatından korumak gerekebilir.

Hakim rüzgar, ekstrem sıcaklık- don ve ortalama yıllık yağmur yağış durumunu gözlemleyin. Sel, taşkın, çığ gibi olaylar için drenaj yapıları ve planlar geliştirin.


10- Gördüğünüz yeri aldığınıza nasıl emin olacaksınız?

Tapu ve Kadastro Müdürlüğü'nün Parsel Sorgulama Uygulamasından faydalanarak size gösterilen yer ile alacağınız tapunun aynı yer olup olmadığını kontrol edebilirsiniz. Eğer şüpheye düşerseniz Kadastro Müdürlüğünden tapu senedinde belirtilen arsanın sınır tespitini isteyebilirsiniz.

Arsanın tapudaki durumunu kontrol edin; ipotek, haciz yada şerh var mı? Var ise, bunlar temizlenmeden ödeme yapmayın.

11- Tarımda alternatif yöntem ve yaklaşımları inceleyin.

Tarımda alternatif yöntem ve yaklaşımlardan olan permakültür, agroekoloji, agroforestry gibi uygulamalardan bir kaçını uygulayın. Bu yöntem ve yaklaşımlar hakkında eğitim almalısınız.

12- Arazinizde küçük yapılar

Arazinizde kulübe, yükseltilmiş sebze yatağı, sebze meyve kasası, korkuluk, tarh, sebze parkı, oturma bankı, fidan kazığı gibi bazı ahşap yada ikame şeyler yapmanız gerekebilir. Beceriler kazanmak için video izlenebilir ve küçük denemeler yapılabilir.

Bahçenizde taş bahçesi, havuz, su kanalı, sulama sistemi, çeşme, taş duvar gibi küçük yapılar bahçenize şekil vermenizde çok faydalıdır.

Arazinize en yakın kurulan pazar ve köyden ilgili kişileri tanımak ve iletişimde olmalıyız.


13- Bahçenizde çeşitlilik ve bahçenizi işlevselleştirmek

Mayıs ayında can erik şeftali, haziran başında dut, haziran sonunda kiraz vişne, temmuzda armut, ağustos eylülde üzüm elma, ekimde ayva gibi her ay için bir meyve dikilmelidir. Böylece her ay bir meyve almanıza imkan olur. Bahçenizde böcek yiyen kuş türleri gibi hayvan popülasyonuna da yer verin.

Bahçenizin onlarca sebze ve meyve yetiştirilmesi için tasarımı iyi yapmalısınız.


14- Arazi işleme teknikleri ve toprak zenginleştirme

Arazinizde ağır toprak işleme yapmanız için aşırı çakıl, moloz, ayrışık otu, kimyasal atıklar, sert zemin gibi sebeple olmalıdır. Olabildiğince üstteki verimli toprağı korumak ve zengin muhtevasını kollamak gerekiyor.

Toprağın yapısını yanmış hayvan gübresi, kompost, malç gibi pratikler uygulanabilir.


15- ÇKS ve Beyan etmeyi ihmal etmeyin!

Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) üyeliği ile teşviklerden faydalanmak iyi gelebilir. Gayrimenkulü satın aldıktan sonra ilgili kurumunuza beyan etmeniz gerekiyor.

İlgili belediye, orman idaresi ve tarım müdürlükleri ile iyi ilişkiler geliştirmek işlerinizi kolaylaştırabilir. Alo 177 Orman Yangın hattı gibi pratikleri kenara not edin.



© www.beslersifa.com | Her hakkı sağlıklıdır.
Coded by @suleymancetinx | ile yapılmıştır.