Ad

fitoterapi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fitoterapi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Tıbbi ve aromatik bitkilerin kullanım tarihçesi

Tıbbi ve aromatik bitkilerin tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Hakkâri’nin güneyinde Kuzey Irak’ın kuzey sınırında bulunan Şanidar mağarasında Neanderthal insana ait iskeletlerin bulunduğu mezarlarda tıbbi ve aromatik bitkilere ait polenlere bolca rastlanmış olması M.Ö. 50.000 yıllarında o bölgede tıbbi ve aromatik bitkilerin kullanıldığının kanıtı olarak gösterilmektedir. Son 5000 yıllık dünya tarihinde bütün uygar kavimlerin bıraktığı eserler bitkileri hastalıkların tedavisinde kullandıklarına işaret etmektedir. Bunlar arasında Asurluları, Sümerleri, Hititleri, eski Mısırlıları ve daha yakın zamanlarda Roma, Grek, Bizans ve Osmanlı medeniyetlerini sayabiliriz. Geleneksel Çin Tıbbi ile Hindistan alt kıtasında hüküm süren Ayurveda, Siddha ve Yunani tıp sistemleri de çok köklü bir geçmişe sahiptir (www.derki.com).

“Pontos Kralı Mithridates (MÖ 132-63) zehirlenmelere karşı panzehir olarak hazırladığı (terkibinde 48 drog bulunuyordu) ilaçlarla çok ünlenmişti. Mithridates'in ilaçları sonradan Tiryak (Theriacd) adıyla meşhur olmuştur.

1539'da Kanuni Sultan Süleyman tarafından annesi Hafize Sultan adına Manisa'da yaptırılan darüşşifanın ilk başhekimi olan Merkez Efendi tarafından yapılıp halka dağıtılan 'Mesir Macunu' da bir nevi tiryak idi ve yapısında 41 farklı drog bulunuyordu.

Sümerlilerin başını çektiği Eski Mezopotamya tıbbında tedavide sihirli sayıların gücüne inanılır, 3 ve 7'nin katlan bu amaçla çok tercih edilirdi. Eski Mısırlılar, tıbbi ve aromatik bitkilerin kullanımı konusunda oldukça ileri bir seviyeye ulaşmışlardır. Örneğin 1872 yılında Ebers tarafından keşfedilen ve MÖ 1550 yılına ait olduğu tahmin edilen bir papirüste 450 kadar hastalıktan ve bu hastalıkların tedavisinde kullanılan bitkisel ve hayvansal ilaçlardan bahsedilmektedir.

Modern tıbbın kurucusu sayılan Hippokrates (MÖ 460-377) külliyatında 236 tür tıbbî bitkiden ayrıntılı olarak bahsetmektedir. Eski Yunan tıbbini devam ettiren Roma İmparatorluğu döneminde Plinus (MS 23-79), Dioscorides (MS 40-90) ve Galenos (MS 129-199) gibi dünyaca ünlü tıp hekimleri yetişmiştir. Galenos, bitkilerden ilaçların nasıl hazırlanacağını tarif etmiş ve bunlara 'Galenik preparartlar' denilmiştir.

Tıbbi Ve Aromatik Bitkiler Ve Homeopati
18. yüzyıla gelindiğinde en önemli tıbbi uygulamalardan birisi de homeopati olmuştur. Homeopati ilk defa Samuel Hahnemann (1755-1843) tarafından bilimsel olarak araştırılmaya başlanmıştır, Homeopatide temel yaklaşım; her bir hastalığın gözle fark edilebilen belirtileri vardır ve bu hastalık bu belirtileri sağlıklı insanlarda doğal olarak gösteren bitkilerle tedavi edilebilir. Örneğin soğan doğranırken doğal olarak gözler yaşarır. İşte, göz yaşarması şeklinde belirtiler veren bir hastalığın tedavisinde de soğan kullanılır. Yine, ısırgan otu ciltte tahriş yapar; homeopatik ilaç olarak ta cilt tahrişlerine iyi gelir (BAŞER, 1997).

Fitoterapi ve Aromaterapi
Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) tarifine göre bitkisel ilaç; bitkisel drog ve karışımlarını olduğu gibi veya değişik preparatları halinde biyoaktif madde olarak taşıyan tıbbi ürünler veya müstahzarlardır. Tıbbi ve aromatik bitkiler ve bitkisel ilaçlar kullanılarak yapılan tedaviye 'Bitkilerle Tedavi' anlamında 'Fitoterapi' denilmektedir. Bu terim ilk olarak Fransız hekim Henri Lecreck (1870-1955) tarafından kullanılmıştır. Modem tıp ile geleneksel tıp arasında önemli bir köprü görevi gören fitoterapi, insan sağlığı hususunda en ucuz ve en sağlıklı tedavi şekillerini araştırmaktadır.

20. yüzyılda bitkisel ilaçlar ve geleneksel tıp hekimliği uygulamaları yeniden büyük önem kazanmaya başlamış, örneğin ünlü bitki bilimci Alferd Vogel (1902-1996) 1952 yılında yayınlandığı "the Nature Doctor “adlı kitabında doğada her şeyin bir denge halinde olduğunu, bu nedenle hemen yanı başımızdaki bitkileri kullanarak doğal tedavi yöntemleriyle kendi kendimizin doktoru olması gerektiğini söylemiştir.” (BAŞER, 1997)

Ateşin bulunması gibi doğal unsurlar keşfedildikçe yine doğal bir unsur olan bitkilerde de hem ilaç hem besin açısından bir arayış olmuştur. Fakat bunun akabinde gelişen teknoloji ile bitkilerin yerine geçebilecek sentetik ve kimyasal maddeler bitkisel kullanımı azaltmıştır. Yine bunun akabinde doğal olmayan unsurların hayatımıza kattıkça bir şeylerin değiştiğini fark etmiş ve sonuçta doğaya dönüş başlamıştır. Bilim dünyası teknik ve teknolojik gelişmeler kat etmesiyle gelişmiş ülkelerin doğal bitki kaynaklarına talebi artacaktır. Doğal kaynaklara olan talep ile eczacılık, peyzaj, ilaç, kozmetik, parfümeri ve gıda sektörlerinde bitkisel ürünlere olan talep sürekli artış göstermektedir. Bu eğilim “Doğaya Dönüş”, “Yeşil Dalga”, ”yeşil-doğal hayat” ve “Yeşil Devrim” gibi sloganlar ile ifade edilmekte ve önemi vurgulanmaktadır.

Tıbbi ve aromatik bitkiler baharat, ilaç sanayi, meşrubat, parfüm, sabun, şekerleme, kozmetik(krem..vb), diş ve şifalı macunlar, şifalı ve dinlendirici çay imalatı, esans, aroma (hoş koku), vb. gibi birçok alanda kullanılmaktadır.

Çeşitli deneme yanılma yolları ve hayvanları izleme yöntemleri bitkilerin çiçek, meyve, tohum, sap, yaprak, kök, kabuk gibi değişik organ ve parçalarını çiğneyerek, tadından ve kokusundan onların faydası veya zehirliliği konusunda bilgilenmeleri, kullanmaları, toplamaları, biyoaktif maddeleri içeren bileşenleri tespit ile çeşitli ilaçlar elde etmişlerdir.  Bunun sonucu bitkiler hem temel besin hem de ilk ilaç kaynağı olmuştur.

  1. Baydar, H.  Tıbbi Aromatik Ve Keyf Bitkileri Bilimi Ve Teknolojisi Süleyman Demirel Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Yayın No:51, Isparta, 2007
  2. Başer, H.C., Tıbbi ve aromatik bitki Ve Baharatların Dünyada Ve Türkiye’de Ki Ticareti Ve Talep Durumu”, Tarım Orman Ve Köyişleri Bakanlığı Dergisi, 53 (1990), 18-22
  3. Başer, H.C.,Sustainable Wild Harvesting Of Medicinal And Aromatic Plants: An Educational Aprroach, Harvesting On Non-Wood Forest Products, Seminar Proceedings, Menemen-İzmir, Turkey, 2000
  4. Baytop, T., Anadolu Dağlarında 50 Yıl (1944-1998), İstanbul,1998
  5. Toksoy, D., Gümüş, C., Ayyıldız, H., , Türkiye’de Orman Kaynaklarının Durumu Ve Tıbbi ve aromatik bitkilerin Ticareti Üzerine Bir Değerlendirme, Orman Ve Ekonomi Dergisi, 8 (2003), 7-14


Bu yayın Ankara Sincan- Besler Şifa Atölyesinde hazırlanmıştır.

Haricen Ve Dâhilen kullanmak ne demektir?

Tıbbi ve Aromatik Bitkiler kullanımı genel olarak 2’ye ayrılır. Bitkilerle tedavi edici etken maddesinden (drog) faydalanarak “fitoterapi” ve kokusu tadı gibi aroması ile faydasına başvurulan “aromaterapi” olarak ayrılabilmektedir. Hem fitoterapide hem de aromaterapide droglar; haricen veya dâhilen kullanılmaktadır.

Dâhilen Kullanmak nedir?

Dâhilen kullanılan ilaçlar çay, hap, çiğ, macun, şurup ve toz şeklinde hazırlanmakta olup daha çok çay şeklinde tüketilmektedir. Tedavide kullanılan bu çaylar infüzyon, dekoksiyon veya soğuk maserasyon şeklinde hazırlanmaktadır.

Haricen Kullanmak nedir?

İlâçlar için yutulmadan, vücuda dışarıdan uygulanmak suretiyle kullanılır anlamındadır. Diğer bir anlamda merhem, krem gibi ürünlerin üstünde yazan ve bunları derinin dışından tatbik etmenizi yememenizi öğütleyen uyarıdır.

Besler Şifa Atölyesi, Ankara Sincan'da faaliyetlerine devam etmektedir.



© www.beslersifa.com | Her hakkı sağlıklıdır.
Coded by @suleymancetinx | ile yapılmıştır.